Kimimizin gardırobunda siyah renk ağırlıktayken, kimimiz canlı renklerden vazgeçemeyiz. Bazı renkler bizi daha
canlı kılarken, kimi renkte soluk, sağlıksız dururuz. Bütün bunlar cilt ve ten rengine göre değişiyor. Florya'daki Colony Outlet Alışveriş ve Yaşam Merkezi, bu konuya değinerek, 'Renklerin hayatımıza etkisi' çalışmasıyla müşterilere giymeleri gereken renkler konusunda bilgi veriyor.
Esmerlerin rengi siyah ve beyaz Koyu renk saç ve gözlere sahip olan kişilerin renkleri arasında siyah ve beyaz geliyor. Esmer tenli kişilere çok fazla koyu renk önerilmez. Mavi, turuncu, kırmızı, pembe ve altın sarısı renkler ise en çok onlara yakışır.
Kumrallar için mavi ve yeşil. Kumrallara ise hiç kuşkusuz en çok mavi ve yeşil tonları yakışır. Siyah ve beyaz ise uzak durmaları gereken renklerdir. Onlar yerine krem ve açık kahve tonları tercih edebilirler.
Sarışınlar kırmızı ve lacivert Sarışınlar enerjilerini; lacivert, yeşil, mavi, kırmızı ve beyaz renklerle ortaya çıkartabilirler.
Kızıllara bronz, bordo ve mor Bronz, kırmızı, bordo, kahverengi ve mor rengi rahatlıkla kullanabilen kızıllar, maviden ve siyahtan uzak durmalı...
Saçlarınız mat görünüyor ve uçları çatallaşıyorsa işte doğal ipuçlarıyla gelen pratik çözümler...
Parlak saçlar için
1 yumurtanın sarısı ile 2 çorba kaşığı zeytinyağını karıştırın. Saç diplerine sürüp masaj yapın ve 10 dakika bekleyin. Sampuanla yıkayıp durulayın. Saçlarınızın parlak ve sağlıklı bir görünüm kazandığını göreceksiniz.
Besleyici maske
1 yumurta sarısı, 1 çay bardağı demlenmiş çay, 1 çorba kaşığı badem yağı ve 2 damla limon suyunu bir kapta karıştırın. Saç diplerinize sürüp masaj yaparak iyice yedirin. 10-15 dakika bekleyip şampuanla yıkayın.
Kepekli saçlar için
2 çorba kaşığı limon suyu veya sirkeyi 4 su bardağı suya ilave edip ılıtın. Saçlarınızı yıkadıktan sonra bu karışımla durulayın.
Derinlemesine temizlik ve parlak görünüm için Malzemeler:
1 fincan taze sıkılmış limon suyu veya sirke Yapılışı:
Saçlarınızı şampuanladıktan sonra bir fincan limon suyu ya da sirkeyi saçlarınıza döküp, masaj yaparak iyice yedirin. Ardından saçlarınızı durulayın. Saç kremi sürün ve yıkayın. Bu, saçlarınızdaki tüm kiri alır ve saçlarınıza nefis bir parlaklık verir. Bu yöntemi 2 haftadan önce tekrarlamayın.
Kepekli, dökülen ya da incecelen ve kırılan saçlar için Malzemeler:
Çemen tohumu Yapılışı:
Çemen tohumlarını çektirin ve geceden suya yatırın. Elde ettiğiniz macunu saç derisine masaj yaparak sürün ve 15-20 dakika bırakın. Yumuşak bir şampuanla yıkayın. Bu macun kepek, dökülen, incelen, kırılan saçlar ve kellik gibi sorunlara iyi gelir.
Yumuşak ve parlak saçlar için
Malzemeler:
Çeyrek fincan elma sirkesi
Bir çorbakaşığı şifalı ot (probleminize göre ihtiyacınız olan otu listeden seçin:
-Genel saç bakımı için: Biberiye yaprakları, ısırgan, dulavratotu kökü, mürver çiçekleri
-Kuru saçlar için: Papatya, kara kafes otu kökü, ısırgan, mürver çiçekleri
-Yağlı saçlar için: Limon kabukları, nane, limon otu
Yapılışı:
Saçınıza uygun otu, yeter miktarda kaynayan suya atın ve yarım saat tutun. Buna çeyrek fincan elma sirkesini de ekleyerek iyice karıştırın. Saçlarınızı şampuanlayın. Karışımı saçlarınıza tekrar tekrar dökün.
Parlak saçlar için
Malzemeler:
Bir portakal
1 çorbakaşığı bal
Birkaç damla sandalağacı yağı Yapılışı:
Portakalın suyu, su, bal ve sandalağacı yağını karıştırın. Bunu şampuan sonrası durulamada kullanın.
Yıpranmış saçlar için Malzemeler:
Bir muz
Birkaç damla badem yağı Yapılışı:
Muzu badem yağıyla karıştırın ve saçlarınıza masaj yaparak uygulayın. 15 dk kadar saçınızda bıraktıktan sonra, maden suyuyla durulayın. Ardından şampuanlayıp saç kremi sürün.
Kuru saçlar için Malzemeler:
Bir çorbakaşığı bal
Yarım fincan tam yağlı süt Yapılışı:
Balla sütü karıştırıp saç derisine masaj yapın ve 15 dk bırakın. Yumuşak bir şampuanla yıkayın.
Dökülen saçlar için
Aşağıdaki malzemeler tek bir maske için değil, farklı maskelerde kullanılmak üzeredir. Bu nedenle yapılışları okursanız, her birinin ayrı maskeler olduğunu göreceksiniz.
Malzemeler:
Zeytinyağı
Bal
Tarçın
2 yumurta
Alfalfa
Ispanak
Kişniş
Badem yağı
Öncelikle yeşil yapraklı sebzeler, havuç, mango, kuru kayısı, tahıllar, brüksel lahanası ve mercimek içeren protein açısından zengin bir diyetle beslenin.
Yapılışı: Maske 1: Zeytinyağı, bal ve tarçını karıştırarak bir macun hazırlayın. Bunu saç derisine masaj yaparak yedirin ve 15 dakika tutun. Yumuşak bir şampuanla yıkayın. Haftada 3-4 kez tekrarlayın.
Saçları uzatmak için: Her gün alfalfa, taze ıspanak ve taze kişniş sularını karıştırıp için. Bu, saçlarınızın daha çabuk uzamasını sağlar.
Maske 2: Günde 2-3 kez saç derisine badem yağı sürün. Bu saçlarınızın daha fazla dökülmesini engeller.
Kırılan saçlar için Malzemeler:
Hindistancevizi yağı
Misket limonu suyu Yapılışı:
Haftada iki kez, misket limonu suyuyla karıştırdığınız hindistancevizi yağını saçlarınıza sürün.
Elektriklenen saçlar için Malzemeler:
Bal Yapılışı:
Bir çorbakaşığı balı bir litre suyla karıştırıp, bunu şampuandan sonra durulama suyunda kullanın. Saçınızı her yıkadığınızda kullanın.
Küçük bir erkek çocuk annesine sordu:
- Niçin ağlıyorsun?
- Çünki ben kadınım diye cevapladı annesi.
- Anlamadım! dedi çocuk. Annesi çocuğu kucaklayıp
- Ve hiç bir zaman anlayamayacaksın! dedi.
Babasına:
- Baba, annem niçin ağlıyor? diye sordu.
Babanın cevabı:
- Bütün kadınlar sebebsiz ağlayabilen yapıdadır diye oldu.
Küçük oğlan büyüdü, yetişkin adam oldu, hala kadınların niçin ağladıklarını keşfedemedi.
Nihayet öldükten sonra cennete gittiğinde Allah�a sordu:
- Allahım! dedi. Kadınlar niçin bu kadar kolay ağlayabiliyorlar?
Allah dediki...
- Ben kadınlari özel yarattım!... Tüm yaşamın ağırlığını taşıyabilecek kuvvette olmasına rağmen başkalarına teselli verecek kadar yumuşak omuzlar.. Doğumun acısına olduğu kadar doğurdukları evlatlarının nankörlüğüne dayanabilecek iç kuvvetini verdim. Başkalarının kuvvetinin kalmadığında devam edecek azmi, ailesinin hastalığında yorgunluğa papuç bıraktırmayacak kudreti verdim. Her türlü şart altında ve hatta annelerini çok kötü incitselerde, çocuklarını sevmek duygusallığını verdim. Bu duygusallık her yaştaki çocuklarının yaralarını sarmalarına, sorunlarını dinleyip paylaşmalarına yardım ediyor. Kocalarını tüm kusurlarıyla sevmek kuvvetini verdim. Erkeğin kaburgasından onları erkeğin kalbini korumaları için yarattım. Onlara iyi bir kocanın eşini asla incitmeyeceğini fakat bazen destek ve kuvvetini deneyecek davranışlarda bulunacağını anlayacak duyarlı bir zeka verdim. Tek zayıflık olarak kadınlara birer göz yaşı verdim. Tamamen kendilerinin sahip oldukları, ihtiyaçları olduğunda kullanmak uzere.. İNSANLIK İÇİN BİR GÖZYAŞI !.. diye cevapladı.
Kadını güzel yapan şey ne saçı, ne vücudu, ne kendini ne şekilde taşıdığıdır. Kadını esas güzel yapan sevgisini paylaşabilmesi, fedakarlığı, sorumluluğu, anlayışı, sadece bilgiye değil aynı zamanda kalbe de yönelik aklıdır.
Dişlerinizi mi Gıcırdatıyorsunuz? Günümüzde birçok kişi stresin neden olduğu hastalıklarla uğraşmaktadır. Stres bazı kişilerde tansiyon problemini, ülseri ve bazılarında da diş gıcırdatma problemini beraberinde getirir. Halk arasında diş gıcırdatma diye bilinen Brusizm hastalığı günümüzde çok yaygındır ve genellikle bu alışkanlığa sahip kişiler bundan habersizdirler.
Brusizm halk arasında diş gıcırdatma diye bilinen genellikle uyku esnasında oluşan güçlü çene hareketlerinin neden olduğu çeneleri sıkma, dişleri gıcırdatma olayıdır. Diş gıcırdatma ve diş sıkma günümüzde birçok kişinin sahip olduğu bir hastalıktır. Plusdent Ağız ve Diş Sağlığı’ndan Diş Hekimi Mehmet Zait Kazandı’ ya göre diş sıkma ve diş gıcırdatmanın en önemli nedeni strestir. Genellikle diş gıcırdatma 20 ve 40 yaşları arasındaki kişilerde görülür. Dişlerimizi sıkmamız ya da gıcırdatmamız sonucunda diş minesine zarar veririz. Bu da diş hassasiyetine ve de diş kaybına hatta pahalı bir tedaviye neden olabilir. Diş Hekimi Mehmet Zait Kazandı aynı zamanda diş gıcırdatması ya da sıkmasına sahip olan kişilerin gece uyurken dişlerini sıktıklarını ve de sabah çene ağrısıyla uyandıklarını, uyurken dişlerini gıcırdatarak çıkardıkları seslerin gece boyunca eşlerini uyandırdıklarını ve de bununda ilişkileri zora soktuğunu ekledi. Diş Gıcırdatmanın Sebepleri Neler?
Plusdent Diş Kliniği’nden Diş Hekimi Mehmet Zait Kazandı, diş gıcırdatma probleminin üç ana nedeni bulunduğunu belirtiyor:
1- Dental (dişle ilgili) nedenler; yüksek veya olması gerekenden düşük seviyede yapılmış dolgu ve protezler.
2- Psikofizyolojik nedenler; duygusal gerilim.
3- Anatomik farklılıklar; çene ekleminin konumunu değiştiren cerrahi işlemler. (yirmi yaş diş çekimleri vs.).
Daha çok stres kökenli olan diş gıcırdatma ve sıkma sorununun 'A tipi kişilik' denilen mükemmeliyetçi kişilerde daha çok görüldüğü gözleniyor. Diş Hekimi Mehmet Zait Kazandı, diş gıcırdatması şikayetiyle Plusdent Kliniği’ni ziyaret eden kişilerin düşünüldüğü gibi daha çok ağırlaşan ekonomik koşullardan etkilenmiş kişiler olmadığını hatta tam tersine her türlü imkâna sahip olan varlıklı kesimden de olduklarını belirtti.
İpuçları...
Plusdent Diş Kliniği’nden Diş Hekimi Mehmet Zait Kazandı diş gıcırdatması ya da diş sıkması şikayeti olan kişilere bazı ipuçları verdi; • Bir diş kliniğinden randevu alın: Bir diş kliniğinden size yardımcı olması için randevu alın. Bu kişi size akşamları kullanmanız için ısırma plağı olarak adlandırılan koruyucu plağı verecektir ki bu sizin dişlerinize daha fazla zarar vermenizi engelleyip ve beklide diş sıkmanızı ve de diş gıcırdatmanızı engelleyecektir. • Sıcak nemli bir bezle kompres yapın: Yatmadan önce 10 dakika yüzünüze sıcak ve nemli bir bezle kompres yapın bu çene kaslarınızın rahatlamasına neden olacaktır. • Meditasyon ya da sıcak duş: Yatma saatinizden önce meditasyon yaparak ya da sıcak bir duş alarak rahatlayın. Rahatlamanız aynı zamanda uykuya rahat bir şekilde dalmanızı ve de uyku esnasında da rahat olmanıza ve de uyurken kendinizi sıkmamanıza yardımcı olacaktır. • Alkol ve kafeinden uzak durun: Alkol ve kafein kullanımını mümkün olduğu kadar azaltın. Bu hem sizin sağlığınıza katkıda bulunurken diş gıcırdatma ve de diş sıkma probleminizden de uzaklaşmanıza yardımcı olacaktır.
Özellikle bahar ve yaz aylarinda kilo vermek için diyet uzmanlarina basvuran hasta sayisinda üç nedene bagli olarak artis oldugu kaydediliyor:
1- Check up ya da by pass sonrasi kilo vermesi zorunlu olanlar 2- Dogru beslenmeyi ögrenerek saglikli bir yasam sürmeyi hedefleyenler 3- Fiziksel olarak incelemek ve estetik kaygisiyla kilo vermek isteyenler
Diyet yapan kisiler genelde sonuca hemen ulasmak isterler. Ancak kilo vermek isteyenlerin gözardi etmemesi gereken nokta; seneler süren yanlis beslenme aliskanliklari nedeniyle bozulan metobolizmalarinin bir veye iki ay gibi kisa sürede düzelmesinin imkansiz oldugudur. Kilo vermekten çok elde edilen kiloyu korumak ve kisilerin su ile kas kaybi yerine yag kaybetmeye yönelik diyetleri tercih etmeleri gerekiyor. Bu tür diyetler de istenen kalici ve basarili sonuçlara ulasilmasini sagliyor.
Bilimsel anlamda ‘obezite’ yag dokusunun normalin üzerine çikmasi halidir. Dolayisiyla, bu hastaligin tedavisi yag dokusunun normal sinirlar içerisinde olmasi durumudur. Kilolarindan sikayetçi kisiler çogunlukla diyet sürecinde, birazdan asagida anlatilacak yanlislari uygulayarak, kisa sürede yüksek miktarda kilo veriyorlar ancak yag kaybetmiyor, su ve kas dokusunu kullaniyorlar. Böylece tedavi olmak yerine vücutlarina zarar veriyorlar.
Kilo verme süreci halk arasinda bilinenin tersine daha sistemli ve uzun soluklu bir dönemdir. Multi-disipliner yaklasimin hakim oldugu, bir çok hekim dalinin ekip mantigiyla biraraya gelerek teaviyi destekledigibir diyet programi kisiyi istedigi kiloya ulastiracak ve hayati boyunca uygulayabilecegi yeme düzenine kavusturacaktir.
Zayiflamak isteyen kisi hastaneye basvurdugunda ilk olarak çesitli testlerle metabolik hizi, vücut bilesimi (yag, yagsiz doku ve su orani ölçümü) laboratuvar ve biyokimyasal ölçümleri yapiliyor. Diyetisyen kontrolünde bir hedef belirleniyor ve kisinin yeme aliskanliklari, hastaliklari, yasi, cinsiyeti dogrultusunda bir planlama yapiliyor. Kisi, önerilen egzersizler için Fizik Tedavi’den, psikolojik destek gerekiyorsa Psikiyatri Bölümü’den, hormonal sismanlama söz konusuysa Endokrinoloji’den, lipid tablosu yüksekse Kardiyoloji’den destek alabiliyor. Bu departmanlarin isbirligiyle diyet için gerekli olan multi - disipliner tedavi ve yaklasim saglanmis oluyor.
Özellikle kisinin daha önce herhangi bir diyeti uygulayip uygulamadigina ise dikkat ediliyor. Çünkü sadece kulaktan dolma bilgilerle kendi kendine diyet uygulamis kisiler yüksek oranda kas ve su kaybina ugramis oluyorlar. Yag oranlari yükseldigi ve bu agirlik metobolizmayi asagiya çektigi için vücut daha yavas enerji yakiyor. Bu nedenle diyetisyen kontrolünde baslanilan diyet programi da baska bir boyut kazaniyor.
“Kas kaybedilmeden hatta kazanilarak kilo verilmesi hedeflenmeli”
Diyetin hedefine ulasabilmesi için beraberinde mutlaka önerilen bir baska etken de ‘egzersiz’dir. Kas kaybini önelemek ve vücudu hizlandirmak için bol bol spor yapilmalidir. Uzunca süre hareket etmeyen ve az enerji harcayan vücut, fonksiyonlarini düsük kaloriye çalismaya adapte ederek ve biraz fazla yemek yendigi zaman besinleri yag olarak depolamaya yatkindir.
Diyete baslayarak kilo vermek isteyen kisinin asla unutmamasi gereken bir nokta da et, balik, tavuk, hindi gibi et grubu besinlerini; protein açisindan süt, yogurt, peyniri, meyve ve sebzeyi; ekmek, pilav, makarna gibi karbonhidratlari eksik etmeden, dengeli sekilde her zaman her seyi yiyebilecek olmasi ve diyetin bütünlügünü saglayabilmesidir. Çünkü hiç bir gida tek basina, son derece karmasik ve sistemli isleyen vücut mekanizmasinin eksiksiz ve düzenli çalismasini saglayacak kadar mucizevi özelliklere sahip degildir. Kisi istedigi beslenme düzenine ve vücut ölçülerine önce inanarak, sonra da bildigi yanlislari bir uzmandan ögrenerek ulasabilir.
Diyette Dogru Bildigimiz Yanlislar
“Makarna, pilav, ekmek gibi karbonhidratlar diyetten tamamen çikarilmalidir”
Diyet yapan kisilerin düstügü en önemli hatalardan biri vücuda yeterli miktarda karbonhidrat vermemektir. Diyete basladigi zaman ekmek, pilav, makarna, patates, misir gibi besinleri kesen kisilerin metabolizmasi ihtiyaci olan karbonhidrati önce alir. Glikoz orani inince kan sekeri de düser. Sonrasinda vücut, kas içerisindeki karbonhidrati kullanmaya baslar, bu da kas kaybi anlamina gelir ve vücut beraberinde su kaybeder. Yani diyette karbonhidrati kesen kimse tartidaki sonucu görünce kilo verdigi yanilgisina düser ancak gerçek olan vücudun kaybettigi yag degil, kas ve sudur.
“Sadece protein agirlikli diyet zayiflamayi hizlandirir”
Proteinin vücut mekanizmasini hizlandirdigi dogrudur ancak süreklii protein almak kas dokularini eksiltir ve su kaybina neden olur. 1 gr. Kas dokusu kaybi yaklasik 2.7 gr. Su kaybina neden olur. Yagsiz doku kitlesi kaybi metabolik hizi düsürür. Insanalar tartiya çiktigi zaman kilo verdiklerini zannederler ancak metabolizma yavasladigi için diyet sonrasnda hizli bir sekilde kilo alirlar.
“Çesitli egzersiz ve diyetlerle bölgesel zayiflama mümkündür”
Spor merkezlerini dolduran veya her gün evinde sadece karin, bel için egzersiz hareketleri yapan bayanlarin dogru bildigi bir yanlis da; çesitli egzersiz ve diyetlerle bölgesel zayiflamanin mümkün oldugudur. Çünkü bütün insanlarin birer genetik sifresi ve vücutlarinin belli bölgelerinde varolan yag hücreleri vardir. Fazla olan besinler bu herkeste farkli bölgelerde bulunan hücrelerde toplanir. Kisi kilo verdiginde genetik sifresi dogrultusunda daha çok bu bölgelerde zayiflama gerçeklesir. Ancak vücut tipinde hiç bir degisiklik olmaz. Kisi armut tipinde ise sisman armut degil zayif bir armut veya zayif bir elma olarak kalir.
“Her tür hareket ve spor zayiflatir”
Vücudun egzersiz ve sporla kilo vermesi için yag yakma formuna geçmesi gereklidir, bu da ancak 18 ile 20 dakika süren düzenli egzersizle baslar. Çogu zaman 2 saat sürekli mekik hareketi yerine uygun nabizla 45 dakikalik bir yürüyüs, istenilen sonuçlara ulasmakta faydali olur.
“Sabahlari aç karnina içilen limonli sicak su yaglari eritir”
Halk arasinda inanilan bir baska yanlis da sabahlari, yemek öncesinde aç karnina limonlu sicak su içmenin vücuttaki yaglari erittigidir. Ancak bu inanç tamamen yanlistir. Suyun veya içine katilacak olan limon, soda, gibi maddelerin, bitki çaylarinin kesinlikle yaglari eritmek, yok etmek gibi bir etkisi bulunmamaktadir. Sicak suyun tavsiye edilmesinin asil nedeni midede 80 dakika gibi uzun bir süre kalmasi ve doygunluk hissi vermesidir.
“Meyve, yemekten 2 saat sonra yenir, yoksa bütün yenilenler yaga dönüsür”
Meyvelerin glisemik endeksinin bazi besinlere göre yüksek olmasindan dolayi hizli sekilde kan sekerini yükseltme özellikleri vardir. Kan sekeri yükseldigi zaman insülinin salgilandigi ve yemegin yaninda alinan meyve nedeniyle de, bütün yenilenlerin yaga dönüstügü iddia edilmektedir. Ancak vücut, ihtiyaci olan enerjiyi yemekten alir. Eger kisi normalden fazla yerse meyve olsa da olmasa da fazla besinler yaga dönüsür; buna paralel olarak kisi ihtiyaci olan enerjiyi az bir yemek ve yaninda meyveyle tamamliyorsa yedigi besin enerji olarak kullanilacagi için yaga dönüsmez. Genelde meyvenin ögün aralarinda önerilmesinin sebebi ise; meyvenin yaninda proteinli bir gida ile tüketildiginde kan sekerini dengelemesi ayrica aç karnina yanilen meyvedeki vitamin minerallerin daha iyi emilebilmeleridir.
“Tek ögün yemek yiyerek kolayca zayiflayin”
Vücudun kilo almasina neden olan en önemli etkenlerden biri, onu bütün gün aç birakip sadece aksamlari yemek yemektir. Çünkü yaklasik 20 saat aç kalan vücut bu durumun devam edecegini düsünür ve savasa hazirlanir gibi yediklerini depolamaya baslar. Sonra 4 saat içerisinde gelen besinler yag olarak depolanir. Bu konuda diyetisyenlerin tavsiyesi vücudu uzun süre aç birakmamak ve mutlaka her 3 - 4 saatte bir seyler yemektir
Memorial Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Uzm. Psikolog Aslıhan Tokgöz Tozlu, kadınlara hayatı zehir eden erkek tipini anlattı.
"Sen benim malımsın" tarzı kıskançlık itici İkili ilişkilerde ilişkiyi ve kadını yıpratan en önemli unsurlardan biri kıskançlıktır. Ama bunun da ötesinde kadını çok fazla yıpratan ve kıskançlığın da önüne geçebilen durum, sahiplenme duygusu. Evlendikten sonra erkeğin kadına hissettirdiği, ‘Sen benim malımsın’ düşüncesi. Bu erkeklerde daha fazla gözleniyor. Bu düşüncenin beraberinde kontrol mekanizması geliyor. Erkek, kadının kıyafetlerini, davranışlarını, arkadaşlarını, (erkek kadın fark etmiyor) görmesini istemiyor. Eşinin işine karışıyor ve bir süre sonra çalışmasına da karşı çıkıyor. Hatta daha da ileri giderek, ‘benden önceki hayatını bitiriyorsun, benimle yeni bir hayata başlıyorsun’ diyebiliyor.
Gardroptan arkadaş seçimine herşey değişiyor Erkek kadının, gardrobu yenilemeler, arkadaşları yenilemeler, kendi çevresine göre insanları seçme gibi davranışlar sergiliyor. Evliliğin başında kadın için de erkek için de bu birliktelik; yeni, heyecan verici, değişik olabilse de kontrol mekanizması devreye girdiğinde erkek kadının benliğini elinden alıyor. Kadın bir süre sonra tek başına karar verecek bir birey olmadığını anlamaya başlıyor. ‘Ben seninle varım, çünkü beni ben yapan bütün her şeyi seninle bıraktım’ düşüncesi ile kadın bir süre sonra yok oluyor. Ardından da kadını yıpratan bir tablo ortaya çıkıyor.
Bitmeyen "Senin ailen benim ailem" tartışması "Senin annen benim annem, senin ailen benim ailem" ayrımı, ikili ilişkilerde kadın ve erkek için çok fazla yıpratıcı oluyor. Ama erkekler evlendikten sonra aile kavramını biraz daha ön planda tuttuğu için kadın bundan çok daha fazla etkileniyor. Erkek, ‘Annem benden önce gelir. Bir şey yapacaksan önce annemden izin alacaksın’ gibi yaptırımlar uygulayabiliyor. Bu durum bir süre sonra kadın için çekilmez bir hal alıyor. Erkeklerde aile ile ilgili bu tür davranışlar kültürel bir şey, kesinlikle öncelikle ataerkil olmaktan kaynaklanıyor. Biz kavramı ile bir birliktelik kurulmuyor. Kadın, erkeğin evine ve ailesine getiriliyor. Sonrasında ise ‘Sen bizim malımızsın’ deniyor. Bizi olduğumuz gibi her şeyimiz ile kabul edeceksin ve her dediğimizi yapacaksın gibi hissettiriliyor. Kadın yok sayılıyor, yok ediliyor. Bir süre sonra da duygularını ifade edemeyen, kendini anlatamayan kadın çatlayacak hale geliyor.
Kıskançlık kadının özgürlüğünü kısıtlıyor Kıskançlık da kontrol mekanizması nedeniyle ortaya çıkan bir durum. Erkek kıskançlığı kadının her şeyini kontrol altına almaya çalışıyor. Kendisinden izinsiz hiçbir şey yapmasına izin vermiyor. Giydiği giysiden görüştüğü arkadaşlarına kadar kıskançlık yapıyor.
İletişim sorunu olan erkekten uzak durun
Kadınlar için öne çıkan en önemli sorunlardan biri de iletişim bozukluğu. Kültürel olarak iletişim sorunumuz var bu inkar edemeyiz. Kadınları en çok yıpratan erkek tipi, iletişim sorunu olan tiptir. Sürekli içine kapanık ise, konuşmuyorsa, zamanını bilgisayarın ya da elinde kumanda ile televizyonun karşısında geçiriyorsa bir süre sonra kadın eşinden soğumakta ve yıpranmaktadır. Eşini psikoloğa götürmek için girişimlerde bulunur ama genellikle erkekler bu konularda psikolojik yardım almaktan kaçınırlar. Kadınlar daha çok duygusal erkekler ise daha çok cinsellik ile ilgili konularda psikolog yardımı almaktadır. Kadının bu noktada istediği el ele baş başa göz göze oturmak değil, birlikte bir şeyler konuşarak sohbet etmektir. Kadınları en çok yıpratan durumlardan en önemlisi, çiftlerin birbirleri ile konuşamamaları. Öyle çiftler var ki birlikte bir şeyler yapmaktan sıkılıyorlar. Bir yere gideceklerse arkadaşlarını da çağırmak isterler paylaşımcı olmadığı zaman ilişki çiftleri yıpratır.
Kırılan kadın içine kapanıyor İçine kapanık, depresyon, yemek yeme alışkanlıklarında bozukluk, ev içinde eşi ile paylaşamadığı şeyleri ailesi ve arkadaşları ile paylaşmaya çalışabilir, ruhsal ve psikolojik olarak çökmeye başlar. Kaygı bozuklukları, depresyon, sürekli kötü bir şey olacak duygusu ile yaşamaya başlama, çok ciddi bir ruhsal yatkınlığa sahipse o tetiklenebilir. Böyle durumlarda kadının kesinlikli psikolojik yardım alması önerilir. İçinden çıkılmaz bir hal alan ruhsal durumunun daha da kötüye gitmemesi için kadının izleyeceği en önemli yol, bir uzman yardımı ile içinde bulunduğu durumu aşmaya çalışmasıdır.
S: Ben esmer biriyim ve azda olsa bayzalamak istiyorum. Bunun için bir fomül var mı?
C: Bir tatlı kaşığı lanolin ile bir çorba kaşığı vazelini benmari usulü eritin, içine bir çorba kaşığı portakal suyu, bir tatlı kaşığı taze elma suyu, bir çorba kaşığı beyaz kili ekleyin. Karışımı bir cam şişede, soğuk yerde muhafaza edin. Evde olduğunuz zaman bu karışımı yüzünüze sürün, kalabildiği kadar kalsın, ardından yıkayın. Maskeyi haftada 3 gün tekrarlayın. Dışarı çıkarken de en az 20 koruma faktörlü bir krem kullanın.
S: Merhaba benim göğüslerim çok küçük. Büyütmek için ne yapabilirim? Etkili bi yöntemin var mı? ilgine teşekkür eder, iyi çalışmalar dilerim.
C: 1 tutam şerbetçi otu, 1 tutam melek otu, 1 tatlı kaşığı çemen tohumunu çay gibi demleyip yemeklerden sonra 1 bardak için. Ayrıca her gün 2 adet hurma yiyin. Ayrıca göğüslerinize elma suyu ile masaj yapın.
S: Gözalti morluklarimi cok kafama taktim..Herkes genetik oldugunu ve bir sey yapamayacagimi söylüyor. Gercekten öyle mi? Yoksa yapabilecegim bir sey va rmi? C: Her akşam bir tatlı kaşığı limon suyu, bir tatlı kaşığı tatlı badem yağını karıştırın ve göz çevrenize sürün. Biraz bekletip yıkayın.
S: Yüzdeki doğum ve güneş lekeleri nasıl gider? Önerileriniz beklerim. C: Güneşten yararlanırken ölçülü olmak gerek. Bu nedenle mutlaka 20 faktörlü koruyucu krem kullanın. Temiz cilde sürdüğünüzde parlamaması lazım. Ayda bir de cilt bakımı yaptırın. Evde uygulayabileceğiniz yöntem ise şu: Eşit miktarda yulaf, kil, el kremi ve suyu karıştırın. Cildinize sürün, 5 dakika beklettikten sonra ovarak çıkarın. Bunu haftada bir uygulayın. Lekelerin açılmasını sağlar.
S:ben 17 yasındayım ve yüzümde fazlasıyla siyah nokta var. Ne yapmamı önerirsiniz? C: Siyah noktalar, cilt tipinizin yağlıya dönük karma olduğunu gösterir. Haftada bir peeling yapmalısınız. Bu arada birer çorba kaşığı yulaf unu, kil, su ve kremi karıştırıp cildinize sürün. 5 dakika beklettikten sonra ovarak çıkarın. Ayda bir uzmana temizletmeyi de deneyebilirsiniz.
S: Merhaba Ben kısa ve açık renk olan kirpiklerim için sizden bir çare istiyorum. Kalınlaştırmak, gürleştirmek ve rengini koyulaştırmak için ne yapmam gerekiyor? Çok teşekkür ederim. Dilara
C: Dilaracım, bir çorba kaşığı badem yağı, bir tatlı kaşığı buğday özü yağı ve bir tatlı kaşığı soya yağına 3'er tane ceviz ve fındık katın. Bu karışımı kısık ateşte 10 dakika ısıtın. Süzerken bir çay kaşığı lanolin karıştırın. Küçük bir cam kavanoza koyup, her gece yatmadan önce pamuk yardımıyla hafifçe kirpik diplerinize sürün. Ancak gözünüze kaçırmamaya dikkat edin.
S: Merhaba yaşım 18. 3 senedir aynı derdi çekiyorum sadece sivilce. Bendekiler akne değil ama ben yine de şikayetçiyim. Cildim yağlı, elimden geldiği kadar temiz tutsam da olmuyor. Teşekkür ederim. C: Sivilce sorununu, bozuk beslenme düzeni ve stresin yanı sıra sigara ve alkol kullanımı da tetikleyebilir. Bu nedenle bunların hepsinden uzak durmaya özen gösterin. Bu arada bir çay kaşığı pirinç nişastası, yarım çay kaşığı karbonat ve bir çay kaşığı elma sirkesini karıştırın. Zeytinyağlı sabunla yıkadığınız yüzünüze maske sürün. 20 dakika bekletin. Yıkadıktan sonra bir şişe maden suyuna yarım limon sıkıp, cildinizi bununla silin.
S: Saçlarım çok zayıf cansız ve sürekli dökülüyor, dökülmeyi durdurmak için çok şey kullandım, hiçbirinden memnun kalmadım .Dökülmenin durdumasını ve zayıf cansız saçların çanlanıp tekrar büyümesini nasıl sağlarım.
Bu konuda bir önerinizi almak istiyorum
teşekkürler , iyi çalışmalar
C: Saçlarının uzaması için önce dengeli beslenmen gerek. Saçlarını kimyasal maddelerden uzak tut. Bir avakado yarısını, iki adet bıldırcın yumurtasını, iki çorba kaşığı susam yağını karıştır ve saçına boya sürer gibi sür. Saçını strech filmle sar ve iki saat beklet. Saçına yarayacağına eminim.
Sorularınızı yanıtlamaya devam edeceğim.Sitemi ve haberlerimi takip etmeniz yeterli..:)